Uzakdoğu sineması yada Güneykore sineması hakkında sanırım yurdumuz izleyicilerinde önyargı bulunmakta. Birçok insan “çekik gözlülerin filmleri izlenmez” gibi keskin fakat her tarafında önyargı barındıran düşünceyi benimsemiş durumda.
Uzakdoğu sinemasında Güney Kore sinema örneklerinin yeri çok önemlidir. Uzakdoğu sinemasının bir anlamda kalbi Güneykore’dir. Öyle ki hakkında hiçbirşey bilmeden bir parçasını izlemeniz dahi olaylara bakış açısı, renkli fakat abartısız görselliği, sevecen ve canayakın anlatımı, doğrudan duygulara hedef alan üslubu ile Güney Kore yapımı olduğu belli olur.
İçeriğin Savaş yada aşk olması fark etmez insanı duygu harbi içine hapsetmek için filmlerinde. Bir bakıma insani bütün hisleri çoğu filmlerinde bir gökkuşağı gibi görebilir yada hissedebilirsiniz.
Bu ülke sinemasında o kadar başarılı yapımlar vardırki sayfalar dolusu örnekler verilebilir. Yinede güneykore sineması deyince fazla takip etmeyen birinin aklına sanırım aklına ilk Park Chan-wook‘ın Oldyboy‘u gelir.
Dünya çapında Intikam serisi olarak bilinen üçlemenin 2. filmidir Oldboy ve bence gerçekten ününü haketmiştir.
Bunun yanında usta yönetmen 54.Berlin Film Festivali’nde de çocuk fahişeliği hakkındaki filmi Samaria ile en iyi yönetmen ödülünü kazanan Kim Ki Duk tan biraz söz edelim.
Tamamiyle kendi özgü bir stili olan usta yönetmen yaşayan en önemli yönetmenlerden biri kabul ediliyor. Filmlerinde düzene ve korenin kutsal değerlerine yaptığı eleştiri ve taşlamalar sebebiyle kendi ülkesinde pek fazla sevilmiyor.
Usta Yönetmenin Biyografisi;
Kim Ki-Duk, 20 Aralık 1960 ‘da Güney Kore Bonghwa’da Kyungsang’ın kuzeyindeki bir taşra köyünde doğdu. Oldukça yaramaz bir çocuk olan Kim, 9 yaşına geldiğinde ailesiyle birlikte Seoul’e taşındı. Burada tarım eğitimi veren bir okula göderildi. Fakat maddi yetersizlikler yüzünden okuldan ayrılıp fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başladı.
20 yaşına geldiğinde deniz kuvvetlerine katıldı. Askeri hayata çok çabuk uyum sağlayan Kim, 5 yıl çavuş olarak görev yaptı. Bu askeri tecrübeleri ona insan ilişkileri ve karakter analizi açısından zengin bir birikim sağladı.
1990 ‘ da bir uçak bileti alabilecek kadar para biriktirip, sanat eğitimi almak için Fransa’ya taşındı. Geçimini, kendi resimlerini satarak kazanıyordu.
1993′de tekrar Kore’ye dönen yönetmen, film senaryosu yazmaya başladı ve bir yarışmada iki senaryosu birden ödül kazandı.
Kim Ki-Duk’un film kariyeri diğer yönetmenlerinkinden farklı başladı. Hiçbir zaman sinema eğitimi almadı ve hiçbir zaman başka bir yönetmenin yanında asistanlık yapmadı. Hiç kimsede görülmeyen bakış açısı ve kendine has hikaye anlatma tekniği buradan gelmektedir.
Farklı ve etkileyici bir dille kendi yaşamını ve deneyimlerini anlattığı Crocodile(1996), film serüvenin başlangıcı oldu. Crocodile’ı, Kore’li bir askerin ve başarısız bir ressamın Paris’te geçen dostluk ilişkisinin analtıldığı ”Wild Animals” izledi.
İlk yıllarındaki işlerinde görülen saldırgan enerji ve fantazi dünyası, bir sonraki filmi ”Birdcage Inn”in renkli atmosferinde göze çarpar. Bu filmde yönetmen, seksi yaşamın bir parçası ve birbirini anlamanın minimum düzeydeki yolu olarak tanımlar.
4. filmi ”The Isle”, yönetmen için bir dönüm noktası oldu. Venedik Film Festivali’nde gösterilen bu filmiyle yönetmen, tam olarak anlaşılamasa da yeteneğini kabul ettirdi. Filmin çarpıcı atmosferi ve nefes kesici görüntüleriyle Kim Ki-Duk, Kore sinemasının 60′lı yıllardaki duayeni Yoo Hyun-Mok’un deyimiyle ‘imgelerle konuşan yönetmen’ olarak ün saldı. The Isle’ da yönetmen, kadın erkek ilişkilerindeki sadomazoşizmi, birini sevmenin ve nefret etmenin içiçe geçişini anlattı.
Yönetmenin sonraki filmi ”Real Fiction”, bilinç ve bilinç dışı, gerçek ve fantazi arasında kendine bir yer bulur. Real Fiction’ı 2001 yılında ”Address Unknown”, 2002′ de ”Bad Guy” ve ”The Coast Guard” izledi.
2003 yılında ise kendinin de orta yaşdaki budist rahibi canlandırdığı filmi ”Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring” olağanüstü görselliğle beğeni topladı. Budist bir rahibin yaşamının mevsimlerinin, metaforik bir anlatımla yansıtıldığı filmde, yönetmen, sessizliği bir çığlık kadar etkili kullanabildiğini gösterdi.
2004 yılında ” Samaritan Girl” ile Berlin Uluslararası Film Festivali’nde, ”3 iron” ile de Venedik Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülüne layık görüldü.
Yönetmen olarak tanındığı ilk filmi Crocodile’ı çektiğinde yönetmen hiç sinema eğitimi almamıştı. Kendini film çekerek ve deneyerek eğitti. Bu yüzden de ağır eleştirilerin odağı oldu. Çocukluğu bir çok acı ve sıkıntıyla geçen yönetmen, filmlerindeki karakterlerin marjinelliği ve rahatsız ediciliğinden dolayı psikopat olarak suçlandı. Sinemayla gerçeğin birbirine karıştığı filmleri, izleyiciyi yoğunluğuyla şoka sokacak şekilde etkiledi.
Grotesk filmlerin yönetmeni Kim Ki-Duk için yaşam, şiddet ve sinema içiçe geçmiştir. Filmlerindeki karakterler, iyi ve şeytani, güzellik ve çirkinlik, normallik ve anormallik arasında gidip gelmektedir.
Usta Yönetmenin Filmografisi ;
Time (2006)
The Bow (2005)
3-Iron (2004)
Samaritan Girl (2004)
Spring, Summer, Autumn, Winter… and Spring (2003)
The Coast Guard (2002)
Bad Guy (2001)
Address Unknown (2001)
The Isle (2000)
Real Fiction (2000)
Birdcage Inn (1998)
Wild Animals (1996)
Crocodile (1996)
Güney korede en çok seyirci sayısına ulaşmış bazı filmler
* (The King and The Clown) – 12,296,840 [2005]
* (Taegukgi;The Brotherhood of war) – 11,746,135 [2004]
* (Silmido) – 11,108,000 [2003]
* (Friend) – 8,180,000 [2001]
* (Welcome To Dongmakgol) – 8,002,594 [2005]
* (The Host) – 7,880,000 (2006)
* (Shiri) – 6,210,000 [1999]
* (My Boss, My Teacher) – 6,002,000 [2006]
* (Joint Security Area) – 5,830,000 [2000]
* (Marrying The Mafia 2) – 5,663,000 [2005]
* (My Wife is a Gangster) – 5,250,000 [2001]
* (Marrying the Mafia) – 5,200,001 [2002]
* (Marathon) – 5,148,022 [2005]
* (Memories of Murder) – 5,120,000 [2003]
* (My Sassy Girl) – 4,841,500 [2001]
* (My Tutor Friend) – 4,810,000 [2003]
* (Kick The Moon) – 4,353,800 [2001]
* (Typhoon) – 4,180,000 [2005]
* (The Way Home) – 4,091,000 [2002]
* (Sex is Zero) – 4,089,900 [2002]
Kore insanlarının yemek zevkleri dışında Türk kültürü ile yakın ve benzer özellikler taşıyan bir çok özelliği var. 2 ülke insanlarının birbirlerine olan sempatisi belkide kore savaşı yıllarındaki ilişkilerimizden kaynaklanıyordur kim bilir..
film isimlerini başka bir renkle yazmış olsaydınız daha bir güzel olacaktı sanki.. koyu arka planın üstüne koyu renk çok zor okunuyor hele de benim gibi gözleriniz bozuksa..
Cevapla@sultan: Aşağıdan bakabilirsiniz…
Güney korede en çok seyirci sayısına ulaşmış bazı filmler
* (The King and The Clown) – 12,296,840 [2005]
* (Taegukgi;The Brotherhood of war) – 11,746,135 [2004]
* (Silmido) – 11,108,000 [2003]
* (Friend) – 8,180,000 [2001]
* (Welcome To Dongmakgol) – 8,002,594 [2005]
* (The Host) – 7,880,000 (2006)
* (Shiri) – 6,210,000 [1999]
* (My Boss, My Teacher) – 6,002,000 [2006]
* (Joint Security Area) – 5,830,000 [2000]
* (Marrying The Mafia 2) – 5,663,000 [2005]
* (My Wife is a Gangster) – 5,250,000 [2001]
* (Marrying the Mafia) – 5,200,001 [2002]
* (Marathon) – 5,148,022 [2005]
* (Memories of Murder) – 5,120,000 [2003]
* (My Sassy Girl) – 4,841,500 [2001]
* (My Tutor Friend) – 4,810,000 [2003]
* (Kick The Moon) – 4,353,800 [2001]
* (Typhoon) – 4,180,000 [2005]
* (The Way Home) – 4,091,000 [2002]
* (Sex is Zero) – 4,089,900 [2002]
CevaplaBölümü güncellediğin için çok teşekkürler Emir… Emeğine sağlık…
Cevaplatoruko ben de sana çok teşekkür ederim..
Cevaplaemeginize saglık
Cevapla