Merhabalar,
Koresinemasi.com olarak bir yaşımıza girmiş bulunmaktayız. 365 gün içerisinde birbirimizin kahrını çektik sitem edenler, edilenler, ettirenler varsa kusurumuz affetmenizi hiç beklemiyoruz
2 kişiyle başlayan ekibimiz 4 pasif yazarıyla devam etmekte. Herkesin ayrı bir işi vardır bu durumdan şikayetçi filan olduğumda yok, her birine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Yahoo ve sevenload ın filmlerimizi silme dalgasına kapılmasaydık eğer şuan eklemediğimiz film kalmamış olurdu neyse vardır bundada bir hikmet. Zaman buldukça film yüklemeleri devam etmekte ve edecektirde. Sizlerden istediğimiz sabırlı olmanız ve anlayış göstermeniz. Devamı…
Hiç de büyük beklentilerle başlamadığım ama bitişinde hayranlıkla üstteki x işaretine tıkladığım bir film oldu..İsmi ve posteri, insanı “dövüş filmi olacak galiba” diyerek derin ve sarsılmaz izlenimlere dökebiliyor ve hatta kabul de ediyorum, evet bir “dövüş” filmi kıvamında ilerliyor ama altta daha farklı şeyler gizli ve izlerken insanı asıl çarpan yine onlar oluyor.Filmin giriş sahnesi bile ilk etapta insanı biraz sarsıyor; “sizi şöyle yakına alayım” der gibi işret ediyor ve bir başladı mı heyecan içinde sonuna kadar devam ettiriyor… Devamı…
Kore’nin olimpiyat oyunları için çevre düzenlemesi çalışmalarını kapsayan varoş yıkım operasyonu sonucu hapse giren ve Kore’de çok tartışılmış olan “Gözetim ve Denetim” kanununa siyasi bir eleştiri içeren, biraz da aşındırılmış ve zorlama bir dram içeren bir film. Filmi kesinlikle tavsie ediyorum en az Silmido filmi kadar güzel. Devamı…
Jun-seo, Mi-yeon ile yaşamakta olduğu ilişkiden yorulmuş ve biraz yalnız kalmak için yollar aramaktadır. Mi-yeon ise harıl harıl beraberliklerinin 2000. gününü kutlamaya hazırlanmaktadır. Bu sırada Mi-yeon bir trafik kazası geçirir ve komaya girer. Ertesi sabah hiçbir şey olmamış gibi sevgilisini ziyaret ettiğinde Jun-seo’nun bu kazadan henüz haberi yoktur. Önce kazaya inanmak istemese de hastanede yatan Mi-yeon’u kendi gözleri ile gördükten sonra yaşadığının bir rüya olabileceğinden şüphe duymaya başlar… Devamı…
Böbrek nakli yapılması gereken kız kardeşine yardım etmek için çocuk kaçıran sağır Ryu’nun başına gelmeyen kalmaz. İşler sarpa sarar ve Güney Kore’nin kenar mahallerinde işkenceden, cinayete, karaborsadan intihara, terörizmden organ mafyasına kadar uzanan uzun ve kanlı bir yolculuk başlar. Şaşırtıcı gelişmelerle dolu haklı intikamın, sürpriz finaliyle unutulmazlar arasına gireceğine şüphe yok.
Chan-wook Park’ın intikam üçlemesinin ilk filmi Haklı İntikam (Sympathy for Mr. Vengeance), birbirinden farklı motivasyonlarla öç almayı başaran üç ayrı kişinin/grubun hikayesini içiçe geçmiş bir kurguyla aktarırken, ülkenin kanayan yaralarına (anarşizm, işsizlik, yoksulluk, mafya) da parmak basıyor. Devamı…
Yaklaşık bir yıl kadar önce gördüğüm ama daha dün akşama kadar izlemek için hiç bir girişimde bulunmadığım bir filmdir kendisi; artık türkçe alt yazılı bir şekilde görünce “buraya kadar, otur ve izle” diye emir verdim kendime..Film hakkında “süperdi veya çok kötüydü” diyemiyorum; zira iki yorum da izleyenin beklentileri ile şekillenebilir.Bir otobüs durağında karşılaşan öğretmen ve öğrencinin aşkı diye konuya girersek; “ne kadar romantik duruyor” diyen yanılgı veren düşünceler içine girebiliriz.Zira ben özellikle bu yanılgı ile hareket ettim.Bir öğretmen olduğu, her akşam durakta bir öğrencisi ile otobüse bindiği doğru, ama baş rol karakterlerimiz öyle sıradan insanlar değiller, soğan misali oldukça katmanlı kişiliklere sahipler.. Devamı…
Bugünlerde bana ne oluyor bilmiyorum, çok çabuk sinirleniyorum, tahammül eşiğim oldukça düşmüş vaziyette; hani üflesen neden rüzgar yapıyorsun kardeşim diye birilerine saldırasım geliyor.Önceden umursamadığım şeyler; en küçüğünden en büyüğüne gözüme batmaya başladı ve bu durum hayatımı daha da çekilmez yapıyor, kendi kendimi yıpratıyorum farkındayım ve bu durum bir an önce son bulmalı; herkesten çok kendi iyiliğim için..Ruh durumumun böyle çalkantılı bir haldeyken stabil bir şeyler yapmalıyım dedim ve geçen hafta içinde bu filmi izledim.Normalde pek dönüp bakmaz, ilgi göstermezim ama gülmeye ihtiyacı olan bir bünye için; biçilmiş kaftan olduğu garantisini verebilirim.. Devamı…
Çok uzun zaman önce izlediğim ve bugün bir kere daha kendimi izlerken bulduğum bu filmden bahsetmek istiyorum şimdi.Hani pamuk şeker alırız ya; dışardan görüntüsü cezp eder bizi, sonra tadı dilimizdeki tat tomurcuklarına bayram yaşatır, yüzümüzün her tarafına bulaşır; bir garip mutluluk hissi çöreklenir üstümüze; bu filmde aynı o pamuk şekerler gibi etki bırakıyor en sonunda. Zaten yukarda ki afişine bakmak bile şu an bana mutluluk verebiliyor; o kadar eğlenceli geliyor bana… Devamı…
Sonunda izledim; o kadar uzun zamandır bekliyordum ki bu anın gelmesini, böyle sabırla beklediğim ve izlemek için her yerde takip ettiğim film sayısı parmakla sayılacak kadar azdır ve bu film, benim kafamı uzun süre meşgul etmekteydi.Sırf bunun sevdasına, 10 küsur bölümlük animesini bile izlemiştim, nedir konusu, nasıl ilerliyor bir bakayım diye..La Fea izlediğinde ve yorumunu yaptığında koşar adımlarla sitesini tıklayıp bütün yorumları yalayıp yutmuştum; ve bu arada arkadaşım diye söylemiyorum çok güzel bir tanıtım yazısı var, isteyen buradan okuyabilir.Linki bulduğumda, tam izlemeye başlayacaktım ki kardeşim “ ben filmi indirdim, sana postayla gönderiyorum” dedi ve beni biraz daha beklemeye mahkum etti. Devamı…
Dün gece izleyecek bir şeyler bakınırken, döndüm dolaştım ve sonunda bu filmde karar kıldım.Çokça karşılaştığım ama her daim nedense bir şekilde pas geçtiğim bir film olduğundan, artık izleyip aradan çıkarmak istedim belki de..Neden es geçtiğimi de biliyorum, filmin adı bile nasıl bir içeriğe sahip olduğunu gösteriyorken, o dönem üst üste izlediğim “sevgilim” temalı filmlerden gına gelmiş olabilirdi..Sadece eğlence amaçlı yapılan Kore filmleri olur ya; bu da onlardan bir tanesi sanırım.Ama bunun teması, daha çok “sevgilim ve ben” temalı bir şekilde devam ediyor. Devamı…
Bugünlerde o kadar çok şey izlemek veya okumak istiyorum ki, bu duyguyla nasıl başa çıkabileceğimi bilmiyorum.Zira bir yandan da yorgunluk çökertiyor beni.Yine de başladığın bir filmin hemen bitmesine de gerek yok; zira misal bu filmi bitirmek baya vaktimi aldı.Her boş anımda biraz biraz izlediğimden, sabah başlayıp, sonraki günün sabahı bitirebiliyorum.Böyle yaparak filmi bir yerde katlediyor da olabilirim ama hiç izlememektense, böyle izleyip bitirmek daha cazip geliyor gözüme.Mars’a giden adamın hikayesinden bahsedeceklerini söylerken hiç beklemediğiniz şeylerle de karşılaşabilirsiniz.. Devamı…
Dün işe gitmeden önce hazır vaktim var bir Kore filmi izleyeyim dediğim anda karşıma açıktı bu film.Ben genellikle Kore filmlerini izlemesem de az çok bilirim; konusu nedir, kimler oynar.Ama bu filmi nedendir bilmiyorum ilk defa dün gördüm; öyle karşımda “Türkçe alt yazılıyım , nende beni izlemiyorsun” diyerek sesleniyordu sanki.Posterine ve filmin konusuna aldanarak balıklama atladım tabi ve beklediğimden daha farklı bir film çıktı.Postere bakınca, şöyle renkli bir şey bekliyor insan; iki sevimli karakterin etraflarında dolanan kalpçikler falan umuyor belki de.Ama film, bunların ötesinde bir kulvarda, yine de “şirinlik” açısından beklentileri bir hayli karşılıyor.. Devamı…